26 Haziran 2015 Cuma

Bu yıl on yedinci yaşını dolduran Galeri Apel, kendi deyimi ile ”Baharı, tabiatı, üretmeyi ve barışı simgeleyen 21 Mart Newroz Bayramını içine alan Mart ayını izleyicileri ile selâmlaşmaya ve bayramlaşmaya ayırmış.
Bu Mart bir yana Newroz sergisi on yıllık yolculuğu, farklı sanatçıları bir araya getirmesi, yüzyıllık geleneklerin yeniden sunuluşu, ses sanatının çarpıcı kullanımı, ülkenin siyasi tarihine önem vuran sözleri ve isimlerine yaptığı göndermeler ile kaçırılmaması gereken bir sergi olmuş.
Salona adım attığınız andan itibaren Beyoğlu’nda bir dairenin tarihi, geleneği, başkaldırıyı ve farklı sanatçıların newroz anlayışını barındıran bir dünyaya dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
Galeri Apel’in yöneticisi Nuran Terzioğlu da bize bu yolculukta eşlik ediyor…

Diyarbakır’dan İstanbul’a

Fırat Erdoğan "Yürüyüş"
Nuran Terzioğlu
Bu sergi Apel’in ilk Newroz tecrübesi değil. Tam 10 yıl önce 2005 yılının Mart ayında Diyarbakır'da, Anadolu Kültür, D.S.M ve Galeri Apel işbirliği ile yine farklı sanatçıların bir arada olduğu görkemli bir newroz sergisi gerçekleşmiş.
Bir önceki sergide yer alan Diyarbakırlı ve İstanbullu sanatçılar, ikinci Newroz sergisini oluşturdular.
‘Mezopotamya binlerce yıldır sanat üretiliyor fakat ülkede bunun tekeli sadece büyük şehirlerin elinde kalıyor. Biz de on yıl önce yarısı oradan yarısı Apel’den diyerek yola çıktık ve altı ayda hazırladık sergiyi. İnsanlar sanat alanında çalıştığında her şey geri planda kalıyor’ diyor Nuran Terzioğlu. Diyarbakır’daki ilk adımı şükran duyduğu ‘inanılmaz bir beraberlik’ olarak tanımlıyor.
Beraber on sene önceki fotoğraflara baktığımızda sergiden çok bir şenlik havasına rastlarken, uçları yeşil eldivenlerle çekilen halayları, hem baharın renklerini hem de baskının yarattığı dışavurumu görüyoruz.

Her yerde sanatın dili bir

Konu newroz olunca ve yola Diyarbakır’dan çıkınca sanatın hem siyaset üstü hem de siyasetin sanattan mahrum kaldığını konuşuyoruz.
Terzioğlu "Herkesin özünün aynı olduğu sanat ile belli oluyor. Politika ile ilgisizim hiç kimse diyemez ama sanat  ile her şeyin aşılabileceğine inanıyorum" diyor. 
Biraz da sözü ona bırakınca sanatın insanları düşünmeye zorladığını tekrar tekrar dinliyorum.
32 yıllık galericilik kariyerinin en önemli öğelerinden birinin her serginin bir öğrenme süreci olduğunu söyleyen Terzioğlu’na göre "izleyici ve sanatçı bir arada birbirinden öğrenip bilgi birikimi oluşturuyor".

Karamsarlığın içinde umut

Esra Carus "Menzil Eşeği"
Esra Carus Gülaydın’ın "menzil eşeği" de İtalya yolcusu olmuş olsa da Roboski’de katırların vurulmasının ardından Terzioğluna göre daha da anlam kazanıyor.
2004-2005 yılları arasında ilk sergi derlenirken newroz yeni yeni izinli kutlanıyordu. Yüz yıllarca devam eden bu bahar bayramını kutlamak uğruna insanlar hayatlarını kaybetti. Newroz, sadece baharı değil başkaldırının da simgelerinden oldu.
O günlerde daha karamsar bir tablo var mıydı diye sorulunca da karamsarlığın da içinde bir umut barındırdığını, tepki ve başkaldırının da sonunun umuda dayandığına hem fikir oluyoruz.

Herkesin bir Newroz hikayesi var

Fotoğraflara bakıp Diyarbakır günlerini konuşuyoruz. Önceki sergiden sadece tek kişiye ulaşamadıklarını öğreniyorum.
Diyarbakır’da Terzioğlu’nu çok etkileyen eserlerden biri ise küçüklüğünden beri Newroz'u gizli gizli kutlayan sanatçının eseri olmuş. O gizli kutlamayı gözler önüne sermek için sahnenin arkasında siyah kumaşlar ile basamaklarla çıkılan ve yıldızlara bakan bir alan oluşturmuşlar.
Bir yandan da o zaman yasaklı olan Şiwan Perwer’in "Ferzê" şarkısı çalmış. Çünkü sanatçı gizli gizli hep bu şarkıyı dinlermiş. Terzioğlu, şimdi kim bilir nerde diyor...
Diyarbakır’da akıllarda kalan bir önemli eser ise Elif Meşe’nin sergide hastane ışığı düzeninde yer alan kırmızı beyaz serum ve yan tarafından damardan üç renk; kırmızı, yeşil, sarı. 

Apel’deki Newroz’da neler var?

Faili Meçhul - Maria Sezer
10 sene sonra İstanbul’da açılan sergide ise yine bu denli güçlü, başkaldırıyı ve acıyı onun yanında da baharı, rengi simgeleyen eserler görmek mümkün.
Sergi, ilk kattan gezilmeye başlandığında  Raziye Kubat’ın, babanesinin çeyizindeki çizimlerinin yeniden yorumlanmasıyla newrozun yıllarca devam eden tarihi gözler önüne seriliyor.
Üst kata çıktığımızda  Maria Sezer’in "Faili meçhul yanık ve Faili meçhul bulut" eserleriyle karşılaşıyoruz. Serginin açılışında Türkiye haritası üzerinden atlanmış bu yüzden biraz deforme olmuş.
Bunun yanında bulut devlet şiddeti ile öldürülmüş isimlerin bir araya geldiği bir eser olarak karşımıza çıkıyor.
İç içe geçmiş isimlerden ilk okunanlar Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Atakan...

Ocağımız hep tütsün

O kadar insan yurdundan olmuş ki onun için bir iyi dilek kipi dediği keçe ve yünden oluşan bir ateş olan "ocağımız hep tütsün" eserini, Terzioğlu özenle bu eseri sergide ilk soba borusunun üzerine yerleştirilmiş.
Fırat Erdoğan’ın tuval üzerine yağlı boya çalışması"yürüyüş"kuşkusuz serginin ayaklanma bacağını sahiplenen eserlerinden. Bunun yanında Emre Senan’ın video eseri "Edi Bese",  Ali Aksakal’ın dünyadan aldığı sesler ile derlediği "Çığlık" gibi ses ve görüntüyü kullanarak gerçekçi bir perspektif önümüze koyuyor.
Sergide Ali Aksakal, Aslımay Atay Göney, Adnan Baktır, Aziz kanat, Bahattin Eren, Barış Seyitvan, Dicle Meşe, Elif Meşe, Emre Senan, Endam Acar, Esra Carus Gülaydın, Ferit Turgut, Fırat Bingöl, Fırat Erdoğan, Güler Güngör, Gülsün Karamustafa, Lerzan Özer, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Mustafa Özkul, Ramazan Özcan, Raziye Kubat, Sakine Çil, Şirin İskit, Sümbül Eren , Ulaş Çibuk, Yücel Kale, Zeynel Doğan'ın eserleri yer alıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder